Türkiye son olarak Elazığ’da tarikat yurdunda kalan Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın yaşamını sonlandırmasıyla sarsılmış durumda.

AKP iktidarının hamleleri ile tarikat yurtları, yurt bulamayan ailelerin çocuklarını bırakmak zorunda kaldıkları ya da tarikata mensup ailelerin çocuklarını zorla gönderdiği mekanlar haline dönüştü. Devletin denetimi azaltıldı, bu yurtlarda yaşanan acı olayların sadece küçük bir kısmı yurtlardan taşıp gündeme gelebildi.

AKP’nin iktidarını sağlamlaştırmasıyla birlikte, bürokraside tarikatların örgütlenmesi de hız kazandı. Örgütlenmenin devamını getirip, yaygınlaştırmak için yeni kadroların yetiştirilmesinin yolu eğitim ayağının güçlendirilmesiydi. Engelleri AKP’li yöneticiler tek tek kaldırdı. 15 Temmuz darbe girişimiyle FETÖ sürekli gündemde ancak tabi ki tek sorun onlar değil; Nurcular, Süleymancılar, Menzilciler, Hakyolcular ve daha birçoğu.

Hatta bu ülkede bir cemaat olan ve iktidar ile yakın ilişkilerde olan Ensar Vakfı’nda 45 çocuğa tecavüz kanıtlanınca dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu "Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz" şeklinde demeç vermiş ve akabinde yapılan soru önergesi reddedilince de AKP vekilleri kendisini tebrik için sıraya girmişlerdi.

D46PSm2XkAARyJi-1

Cemaatlerin eğitimdeki en büyük yatırımları öğrenci yurtları oldu. Faaliyet yürüttükleri vakıf ve dernekler adına açtıkları yurtlarla, binlerce öğrenciyi kendilerine çektiler. Cemaat yurtları AKP iktidarıyla birlikte ortaya çıkmadı ancak çoğalmaları, güç kazanmaları ve denetimsizleşmesi AKP’yle birlikte oldu. Türkiye’de 2006 sonrasında özellikle yurt sayılarında olağanüstü artış gerçekleşti. Yeni KYK yurtları yapılmazken, yetersiz kalırken aksine birçok tarikata belediyelerce destekler sağlandı, dört bir yanda cemaat yurtları açıldı.

2006’da Türkiye genelinde 2 bin 735 yurt, bin 723 de vakıf ve derneklere ait yurt bulunuyordu. 2021’ye gelindiğinde ise özel yurtların sayısı 4 bin 406’ta vakıf ve derneklere ait yurtların sayısı ise 3 bin 331’e yükseldi.

Türkiye’de eğitim sistemi AKP’yle birlikte köklü bir değişim yaşadı. Eğitimde, cemaat ve tarikatların etkisi sistemli bir şekilde arttırılırken, AKP’nin ülke çocuklarını cemaatlerin kucağına itmesine neden olan bir diğer uygulama ise, köy okullarının ve yatılı okulların kapatılması oldu.

2002’den bu yana köy okullarının ve yatılı okulların kapatılması yönünde bir eğitim politikası yürütüldü ve resmi rakamlara göre, 20 bin civarında köy okulu, 235 de yatılı okul kapatıldı. 2002’de 521 yatılı ilköğretim bölge okulunda 278 bin 448 öğrenci varken bu sayısı 2016’da 341 okul, 94 bin 455 öğrenciye, 2021’de ise 286 okul 57 bin 50 öğrenciye düştü. 2002 yılından bu yana yatılı okulların sayısında yüzde 40,1, öğrenci sayısında ise yüzde 79,51 oranında azalma meydana geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Vakit Ensar Olma Vakti

AKP iktidarının yatılı okulları kapatma politikası ile çocuklar hem nitelikli eğitimden uzaklaştırıldı, hem de tarikat ve cemaatlerin uzantısı olan vakıf-derneklerin yurtlarında barınmak zorunda bırakıldı.

Aladağ’da yatılı okulun pansiyonu, yangından bir yıl önce kapatıldı. O bölgedeki köy çocukları başka alternatif olmadığı için ilçe merkezinden bir cemaate ait yurdu tercih etmeye zorlandı. Cemaatlerin yurtları AKP’den ciddi destek aldı. Bu destek sadece yasa değişiklikleriyle yol temizliğiyle sınırlı değil. Cemaatlere bazı yurt binaları, AKP’li belediyeler tarafından tahsis edildi, nakdi yardımlar yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2018 öncesi vakıf-dernek ve okullara 852 milyon lira bütçe aktarıldığı raporlara yansıdı. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden aktarılan 852 milyon liranın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yatırım bütçesinin yedide biri kadar olması rakamın büyüklüğünü gözler önüne sermişti.

2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kuran kurslarını denetim görevine son verilmesi ve kurslardaki yaş sınırının kaldırılması ile bu yapıların açtıkları yasal-yasa dışı kurum sayıları hızla arttı. 4+4+4 olarak bilinen 6287 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile sistem tamamıyla yasa dışı dini oluşumların lehine gelişti.

2013 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 263. maddesinin yürürlükten kaldırılması ile kanuna aykırı eğitim kurumu açan, çalıştıran ve bu merkezlerde çalışanlara verilen 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasının uygulanma şansı da kalmadı. Bu düzenleme merdiven altı sözde eğitim kurumları ve yurtların sayısını arttırdı. Dini yapılara ait sübyan mektepleri, medreseler, yurt ve evlerle ilintili çocuk sayısının 2 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor.

Sayıştay, 2018 Yılı Denetim Raporu'nda, Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaşanan denetim eksikliklerini ortaya koymuştu. Sayıştay, Milli Eğitim Bakanlığı'nın teftiş sisteminin etkili bir yapıda olmadığını vurgularken, müfettiş sayısındaki yetersizliğin altını çizmiş, raporda ise bu durum, "Gelinen aşamada, Bakanlığın sadece kendi bünyesinde 60.000 civarında kurum ve 1 milyonu aşkın personelinin bulunduğu, ayrıca Bakanlık tarafından izlenen, koordine edilen diğer kurum ve kuruluşların da Teftiş Kurulu’nun görev alanında yer aldığı dikkate alındığında, 498 adet müfettiş ile yeterli düzeyde bir teftiş, soruşturma, rehberlik, analiz ve raporlama yapılması mümkün görünmemektedir" diye açıklanmıştı.

Erken yaşta dini eğitim çocuğu olumsuz etkiliyor | PervinKaplan.com

Sayıştay, il müdürlükleri bünyesinde görev yapan 1539 Maarif Müfettişinin illere dağılımında büyük dengesizliklere de dikkat çekti. Tunceli, Şırnak, Hakkari ve Ardahan’da hiç müfettiş bulunmazken, aralarında büyük illerinde yer aldığı 24 ilde müfettiş sayısı 39 olarak açıklandı. Rapora göre Bursa’da görevli müfettiş sayısı 61, Ankara’da 211 iken, Erzurum’da 6, Mardin’de ise sadece 3 müfettiş görev yapıyordu.

Müfettişlerin terk ettiği okulları Tarikat ve Cemaatler işgal etti. Kaçak okul-yurt sayısında patlama meydana geldi. Eğitim Uzmanı Ali Taştan, konuyla ilgili Gerçek Gündem’e yaptığı açıklamada, AKP’nin önce Eğitim bürokrasisindeki kadroları değiştirdiğini daha sonra eğitim politikalarında büyük değişiklikler yaptığını kaydetti.

Taştan, “AKP iktidarı ile eğitimde bir plan devreye sokuldu. Önceki bakanlar döneminde eğitim alanında deneyimli kadrolar lağvedildi. Sonra, AKP eğitim bürokrasini Eğitim Bir Sen ile birlikte yeniden dizayn etti. Özellikle kritik noktalara AKP’nin ideolojisine yakın kişiler yerleştirildi. Kadrolaşma tamamlandıktan sonra öğretim programlarında bir dizi değişiklik yapıldı. Tarikat-cemaatlerin yasal uzantısı olan vakıf ve derneklere olağanüstü yetkiler verildi. MEB yetkilerinin bir kısmını bu vakıf ve derneklere devretti. Bu kurumların okullara, pansiyonlara girmesi sağlandı. Öğretmenler pasifize edildi. Yatılı okulların sayısında bilinçli bir azalma meydana getirildi. Kırsal bölgelerde eğitim imkanına erişemeyen öğrencilerimizin daha büyük sorunlar yaşanmasına neden olundu” ifadelerini kullandı.

“Özellikle son 10 yılda yapılan yasal değişiklikler Türk eğitim sisteminde var olan sorunlara yenilerini ekledi” diyen Taştan, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakit kaybetmeden ciddi tedbirler alması gerekiyor. Son 10 yılda yapılan mevzuat değişiklikleri incelenerek düzeltmeler yapılmalıdır. Vakıf ve derneklere ait yurtlar sıkı denetim altına alınmalıdır. Özel/tüzel kişilerin ortaokul düzeyinde açmış olduğu tüm yurtlar kapatılmalıdır. Okul öncesi eğitimle ilgili alınan kararlar olumlu olsa da yeterli değildir. Köylerdeki ilkokulların yeniden açılması gerekmektedir. Vakıf ve derneklerle yapılan protokoller gözden geçirilmelidir. Okullara bütçe verilerek farklılıklar en aza indirilmelidir. İlkokullar 5 yıla çıkarılarak, liseler yeniden 3 yıla indirilmelidir. En az 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

AKP’nin yaptığı yasal düzenlemelerden bazıları şöyle:

Oya Ersoy sordu: "Şu ana kadar, dini eğitim veren kurslarda kaç çocuk, istismara uğramıştır?" - Yeni Soluk

1. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 7 Nisan 2012 tarihine kadar Kur’an kurslarının denetiminden sorumlu bir kurum iken, bu tarihte Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, MEB’in denetim yetkisine son verilmiştir. Denetim konusu da Diyanet’in uhdesine alındı. Aynı düzenlemeyle kış Kur’an kurslarında “ilköğretimi bitirmiş olma”, yaz Kur’an kurslarında da “ilköğretim 5. sınıfı tamamlamış olma” şartı da kaldırılmıştır. Yaş sınırı kaldırıldığı için okul öncesi çağdaki (3-6 yaş) çocuklarda Kur’an kurslarına alınmaya başlandı.

2. Vakıf ve derneklerin kaçak eğitim merkezi açmalarını kolaylaştırmak için birtakım çalışmalar yapıldı. Bunlardan en önemlisi 2013 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 263. maddesi yürürlükten kaldırarak, Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu açan, çalıştıran ve bu merkezlerde çalışanlara verilen 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasını ortadan kaldırdı. Cumhuriyet Halk Partisi TCK’nın 263.maddesinin yürürlükten kaldırılmasını Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. 4 karşı oya rağmen Anayasa Mahkemesi iptal kararı veremedi.

AKP'li belediyeler TÜRGEV ve Ensar'a kıyak için yarışa girdi

Erdoğan'dan Ensar Vakfı'na bir kıyak daha

3. Maliye Bakanlığınca hazırlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik, 21.07.2017 tarihinde Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde 49 yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmesi, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlendi.

4. Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıf ve Kamu Yararına Çalışan Derneklere Ait Yükseköğrenim Yurtlarında Barınan Öğrencilere Yapılacak Beslenme Ve Barınma Yardımına Dair Yönetmelik, 8 Kasım 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik ile, vergi muafiyeti tanınan vakıf ve kamu yararına çalışan derneklere ait yurtlarda kalan öğrencilere, “barınma ve beslenme” yardımı yapılması sağlandı.

5. 11 Eylül 2018 Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile kamu yararına derneklere de okul, üniversite, Kuran kursu gibi eğitim faaliyetleri ve yurt için Hazine arazileri ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların 49 yıllığına bedava verilmesi düzenlendi. Bu derneklere, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgeleri de eğitim ve yurt için bedelsiz kullandırılabilmesi sağlandı.

6. 12 Eylül 2019 tarihinde Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile sivil toplum kuruluşlarının “her tür ve seviyedeki resmî ve özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarında” sosyal etkinlik yapmasının önü açıldı. Bu hamle, 4+4+4 süreci sonrası, eğitim alanında yaşanan en önemli girişimlerden birisi oldu. Sivil Toplum Kuruluşu adı altında bahsi geçen tarikat ve cemaatler, okul öncesinden üniversiteye kadar tüm okullara, protokol yapmasına gerek kalmaksızın girmeye başladılar. Ayrıca, okul öncesi düzeyde, Sibyan Mektepleri adı altında, tarikat ve cemaatlere bağlı vakıf-dernekler faaliyetlerine hız verdiler.

Bir skandal daha: Anaokulu çağındaki çocuklara 'gelinlikli' dini eğitim!