"Bu bir belgedir, iddia değildir; tarih ve numara da vereyim, Sayın Bakan ona da baksın" sözleri ile gündeme damga vuran Kemal Kılıçdaroğlu, yayıncılık etiği ile tartışılan programda izleyenlerden beğeni topladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Habertürk'te Teke Tek programında yaptığı açıklamalar üzerine Meclis Başkanı Mustafa Şentop ve Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu yayına bağlandı. Bu olay sosyal medyada ve gazeteciler arasında tepki ile karşılandı.

Bir Genel Başkan yayındayken cevap hakkı doğdu diye yayına konuk bağlamak doğru bulunmazken illa bir cevap hakkı verilecekse de seçilmiş Parti Genel Başkanı olmalı, atanmış bir memur değil diyerek yayına tepki gösterildi.

Bir grup da Erdoğan konuşurken neden Özgür Özel’in bağlanmadığını ve bağlanamayacağını sorguladı.

Ancak tüm bunlara rağmen Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yayını terk etmeyerek seyirci tarafından beğeni toplayan bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu çarpıcı bir şekilde olayın ardından, Şentop ve Karaismailoğlu ile konuştuktan sonra, "Şimdi Saray da bizi dinliyor. Onun da bağlanmasını istiyorum" dedi.

Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'na hakaretleri Cumhurbaşkanlığı sitesinde sansürlendi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, canlı yayına bağlanarak Kılıçdaroğlu'nun iddialarına yanıt verdi. İstanbul Havalimanı'nın 10 milyar euroya yapıldığını söyleyen Karaismailoğlu, havalimanı işletmesinin devlete devredilene kadar 22 milyar euro kira vereceğini açıkladı. Yap-işlet-devret modelini savunan Karaismailoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nu geçen cuma günü dava ettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu ise, "Bu bir belgedir, iddia değildir. Tarih ve numara da vereyim. Sayın Bakan ona da baksın. Belgesi var tutanak var” dedi.

"Siyasi polemiğe girmek istemediğini" söyleyen TBMM Başkanı Mustafa Şentop ise yayına bağlanarak şöyle konuştu:

"Sayın Genel Başkan diyor ki ben Milli Eğitim Bakanı'nda randevu istedim verilmedi. Bu konuda TBMM Başkanı sahip çıkmalıydı, devreye girmeliydi girmedi çünkü Saray'dan talimat alıyor. Doğrusu ben siyasi parti temsilcileriyle, genel başkanlarıyla hiçbir zaman günlük meseleler siyasi tartışmalarla ilgili polemiğe girmedim, girmek de istemem, girmeyeceğim de bunu peşinen söylemek isterim. Fakat bu ilk değil bunun devam edeceğini de düşündüğüm için burada milletimizin doğru bilgilendirilmesi bakımından sadece bu kanıya mahsus olmak üzere bir açıklama yapmak istiyorum. TBMM Başkanıyım ve TBMM Başkanı sıfatı dışında hukukçuyum. Yıllarımı hukuka verdim. Anayasa ve içtüzükle ilgili muhtelif dersler verdim. Bir milletvekilinin anayasa ve içtüzükle ilgili haklarının neler olduğunu bu haklarla ilgili bir sorun yaşandığında Meclis Başkanı'nın ne zaman ve nasıl müdahale edeceğini çok iyi biliyorum. Ama milletvekillerinin bütün yaptıkları işlerle ilgili olarak sonuç alamadıkları zaman Meclis Başkanı onların yanında arkasında onların her türlü taleplerini karşılayacak bir makam değildir. TBMM Meclis Başkanlığı'nın günlük siyasi polemiklerin içerisinde bu şekilde malzeme yapılmasından rahatsızlık duyuyorum. Siyasetçilerin kendilerine göre siyasi planları olabilir. İletişim stratejileri, oyunları olabilir ama bu oyunlarda kendileri ve gönüllü olanlar oynayabilir. Bir siyasi partinin kurmuş olduğu iletişim stratejisinin oyuncusu olarak Meclis Başkanı'nı davet etmek ve gelmediği zaman da Meclis Başkanı'nı siyasi tahammülün ve hukukun sınırlarını zorlayan bir şekilde itham etmek çok yanlıştır, vahimdir. Siyasi parti genel başkanları istedikleri gibi tartışsınlar, konuşsunlar ama kendilerini başarılı veya başarısız hissettikleri zamanlarda kamuoyunu yanıltacak açıklamalar yapmasınlar. Ben şunu ifade ediyorum zaten Sayın Genel Başkan da o sözleri söyledikten kısa bir süre sonra ben zaten Milli Eğitim Bakanı'yla görüşmeyi planlamamıştım demişti. Meclis Başkanı'ndan böyle bir siyasi çalışmanın bir yerinde yer almasını beklemek çok yanlıştır. Başka bir siyasi tartışmaya girmek istemem bulunduğum konum dolayısıyla."

Bu anlatıma istinaden Kılıçdaroğlu ise cevap olarak, "Randevu istedim vermedi TBMM Başkanı devreye girsin bana randevu alsın böyle bir beklentim hiç olmadı. Böyle bir şey de söylemedim. Bir milletvekili olarak bir bakanlığa giderken sizin önünüze kilit vurulmuş bir kapı çıkıyorsa buna her şeyden önce TBMM Başkanlığı beyler ne yapıyorsunuz, bu seçilmiş kişi siz atanmışların olduğu bir bakanlığa bir milletvekili gelebilir, sorusunu sorabilir, siz bunu nasıl yapabiliyorsunuz diye sorması gerekirdi. Sormaz ben biliyorum Sayın Şentop bunu zaten sormayacaktır. Ama gerçek anlamda parlamentoda başkanlık yapan birisinin milletvekilinin hakkını ve hukukunu savunması gerektiğini söylüyorum yoksa telefon açsın benim yerime araya girsin randevu alsın öyle bir beklentim hiç olmadı. Aynı şekilde vatandaşlar gelebilirler, randevu almadan gelebilirler. Ben TÜİK'e gittim orada da demir kapı vardı" ifadelerini kullandı.