Öncelikle güncel yaşanılan kanıtlarla ortaya sürülen bir iddia var ki, bu ülkemize Avrupa’ya verilen sözler ve alınan ödeme karşısında hizmet amacı ile Suriyeli ve Afgan mültecilerin sayısı giderek artmakta olduğu ve Türkiye’nin demografik yapısının da ciddi tehditler altında olduğu.

Sadece sokaklara, ilçelere, şehirlere bakmak bile birçok noktada Türklerin kendi ülkelerinde azınlığa bile düştüğünün görüleceği bir çok mecrada ve bir çok uzman tarafından iddia edilmekte.

Peki Arapların tarihimizdeki yeri ve bizlerle olan etkileşimi aslında nedir diye kitapları ve kayıtları araştırdığımızda karşımıza neler çıkıyor bakalım dedik.

Şerif Hüseyin'in İtilaf Devletleri ile ortak hareketi sonucu, zaten bölgede sayısı az olan Osmanlı kuvvetleri çok fazla dayanamadı.

Öncelikle Osmanlı zamanında Araplar ile başlayan tarihimize bakıp sonrasında neler olmuş aktarıyor olacağız.

Osmanlı zamanında 1908 yılında Hüseyin bin Ali el-Haşimi yani bilinen adı ile Şerif Hüseyin ile başlıyor dostluk. Mekke ve çevresi Osmanlı devrinde bir emirlik olarak 2. Abdülhamid tarafından daha önce de yapıldığı gibi yerel köklü ailelerden şerif-emir tayin edilip buranın yönetimini bir nevi valilik gibi Şerif Hüseyin’e bırakılıyor.

Şerif Hüseyin ise bir süre sonra hem Osmanlı'nın yıllardan beri içerisinde bulunduğu kötü gidişatın farkına varır hem de Arap coğrafyasında merkezin git gide azalan kuvvetini fark eder. Dolayısı ile fırsattan yararlanıp çeşitli ilişkilerle bölgede kendi yönetimi kurmayı planlar.

I. Dünya Savaşı başında halifenin çağrısına uyduğunu belirten Şerif Hüseyin, birkaç ay sonra İngiltere ve Fransa ile görüşmelere başlar ve İtilaf Devletlerinden Arabistan'da kendi iktidarının tanınacağına yönelik sözü alır.  Savaşta Osmanlı'nın da yenileceğini tahmin eden Şerif Hüseyin 5 Haziran 1916'da isyan başlatır. Şerif Hüseyin'in İtilaf Devletleri ile ortak hareketi sonucu, bölgede yetersiz olan Osmanlı kuvvetleri de çok fazla direnemez.

1916 yılının şubat ayında tarihi Erzurum Kalesi düşmanın sürpriz bir saldırısıyla düştüğünde, bu durumun Osmanlı ordusundaki Arap subaylarının Çarlık Rusya'sının komutanlarına verdiği bilgiler sayesinde gerçekleştiği anlaşılır.

Yıllardır Bitmeyen Söylentilerin İç Yüzü: Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti mi?

Bu arada diplomatik müzakerelerde ve askeri harekatlarda Şerif Hüseyin'in oğlu Faysal ön plandadır ve İngilizlerin de fazlasıyla etkisindedir.

11 Mart 1917’de Şerif Hüseyin, Bağdat’ı ele geçiren General Mod’a, Bağdat’ı Türklerden kurtardığı için Allah’a şükrettiğini, İngilizlerin başarılarına duacı olduğunu bildirir.

Her kim Türklerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim” sözleri ile tarihe geçen Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal ise Araplara şu bildiriyi yayımlar: “…Uyanınız! Elele vererek, Osmanlı saltanatını yıkma zamanı geldi.” (2) Emir Faysal’ın 11 Ağustos 1919 günlü mektubu: “Bütün Müslümanların gözleri İngiltere’ye dikilmiştir. Türk-Müslüman İmparatorluğu’nun yıkılmasında asıl kuvvet olan Araplar, şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar.”

Bu harblerden birinde ise kaynaklarda yer alan bilgiye gör; Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe’ye, 4 Bin Türk esir ile gelir ve Şerif Hüseyin alanda kurdurduğu tahtın sağına bin, soluna bin, önüne bin, arkasına bir Türk yerleştirir. Arap askerlerine bu Türklerin kafalarının koparılmasını emreder ve gövdeleri ile bir kan gölü oluşturur.

Şerif Hüseyin’in planlarına ve aldığı söze karşın Fransa bölgeyi tamamen İngiltere'nin kontrolünde bırakmaz. Oğul Faysal eli boş döner ve Fransa'nın taarruzla da Araplar Şam ve çevresinden uzaklaştırılır.

Çanakkale Savaşı'nda Atatürk'ü şarapnel parçasından hangi eşyası kurtarmıştı? Hadi sorusu 12:30 - Son Dakika Milliyet

İngiltere ise çözüm olarak Şerif Hüseyin'in oğullarından Faysal'ı Irak'ta ve Abdullah'ı da Ürdün'de kral olarak destekler.

Sonrasında 1924'te halifelik kaldırılınca Şerif Hüseyin kendisini yeni halife ilan etti. Fakat bu teşebbüsü hiçbir destek görmediği gibi ona muhalif Arapları daha da kızdırdı. Aynı yıl Suudilere yenilen Şerif Hüseyin Kıbrıs'a sığındı ve ömrünün sonuna doğru Ürdün'e giderek oğlu Abdullah'ın yanında hayatını kaybetti.

Arapların ihanetlerine ilişkin başka bir tarih notu ise elbette ki bilindiği üzere Çanakkale Savaşı.

Çanakkale Savaşları ve Arap İhaneti - TurkIsh Forum

Tarih kayıtlarına Atatürk’e “…yine kaçan olursa vurunuz” dedirten ihanet olarak geçen, 77. Arap Alayının, 1. Tabur Komutanı Binbaşı Hacı Mehmet Emin Bey’in  “… Utanç içindeyim. Ne yazık ki, alayımız çil yavrusu gibi dağılarak savaş alanından kaçmıştır…” cümleleri ile aktardığı gece alınamayan sol kanat haberiydi.

Bunun yanı sıra tabi ki kurtuluş savaşı sırasındaki Şam’da, Suriye’de Kudüs’te, ve tabi özellikle Türk kanı ile boyanan Yemen’de her fırsatta Haçlılarla Türklere karşı birlik oldukları, düşman askerini Türklere karşı kışkırttıkları ve birçok vahşet olaylarına katkıda oldukları belgelerle tarih kitaplarında yer alan Şerif Hüseyin ve yandaşlarının bu bölgelerdeki olaylarından uzatmamak için bahsetmiyoruz.  

Çanakkale'nin Halep ve El Bablı şehitleri

Sonuç itibari ile tarihimize ihanet ve katliam haberleri ile geçen bir milletinin özellikle de siyasi ve ekonomik gerilim yaşadığımız son günlerde ülkemizde yoğun bir şekilde yerleşimleri ile, yatırımları ile var olmaya başlaması ve askerlerimizin Arap topraklarına gönderilmesi ““Türk Evladı Bir Daha Arap Çöllerinde Ölmeyecek Diyen Atatürk'ten…..” cümleleri ile sosyal medyada da yoğun eleştiri ile karşılaştı.